istikbâl


istikbâl
(A.)
[ لﺎﺒﻘﺘﺱا ]
1. karşılama.
2. gelecek.
3. kıbleye dönme.
♦ istikbal etmek karşılamak.

Osmanli Türkçesİ sözlüğü . 2015.

Look at other dictionaries:

  • istikbal — is., li, Ar. istiḳbāl 1) Gelecek Bütün hayatımı, bütün istikbalimi şartsız, kayıtsız bir erkeğin keyfine feda edemem. Ö. Seyfettin 2) esk. Karşılama Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller istikbal etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • İSTİKBAL — Ati, gelecek zaman. * Karşılayış, gelen bir kimseyi karşılamak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • istikbal etmek — karşılamak Vuslat, sofada misafirleri istikbal etti. H. R. Gürpınar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • İSTİKBAL-BÎN — f. Geleceği bilen ve gören …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • İSTİKBAL-İ KIBLE — Kıbleye, Kâbe istikametine yönelmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • BERÂY-I İSTİKBÂL — Karşılamak için …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • ENDİŞE-İ İSTİKBAL — Gelecek zamanı düşünmekten gelen merak, üzüntü, keder. Geleceği düşünmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • METALİB-İ İSTİKBAL — İstikbale aid istekler. Gelecek için olan arzu ve talebler …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • SAÂDET-SARAY-I İSTİKBAL — İstikbalin saâdetli sarayı SAÂDET SARAY I MEDENİYET Hakikî ve İslâmî bir medeniyet vasıtasıyla olan bir hayat saâdeti …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • ÇEŞM-İ İSTİKBÂL-BİNÎ — Gelecek zamanı, istikbâli gören göz. Kuvve i kudsiye ve ferâset ve basiretle ileriyi bilen nazar …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük